Gürsel Tekin
Gürsel Tekin

 

Neler oluyor?

2.5 yılı aşkın bir süredir devam ettirdiğim CHP İstanbul İl Başkanlığı görevim boyunca, siz sevgili okurlarım ve partililerime, www.gercekgundem.com ’daki köşemden sık sık seslenme fırsatı buldum. Sizlerle kimi zaman güncel gelişmeleri, kimi zaman ise partimiz CHP’nin politikalarını tartıştık. Bu süre zarfında, sizlerden gelen binlerce maile cevap vermeye çalıştım. Ancak son günlerde, artık maillere cevap yetiştirmek imkansız bir hale geldi. gurseltek@gmail.com uzantılı mail adresime hergün yüzlerce mail geliyor. Keza cep telefonum da aynı durumda, sürekli çalıyor… Medyada partimiz ve şahsımızla ilgili çıkan her haber sonrası gerek mail, gerekse SMS yoluyla hem destek mesajları geliyor, hem de ‘’Ne oluyor?’’ sorusu... Bu soruyu partililerimiz de soruyor, okurlarımız da…


07 Haziran 2010
TELEFONLAR, SMS'LER, MAİLLER...

Öncelikle, kimi zaman cevap veremediğim telefonlar için özür dilemek istiyorum. Bir de hakkımızda yazan köşe yazarlarına bir özür borcumuz var. Kurultay öncesi, hakkımızda olumlu ya da olumsuz yorumlar yapan tüm köşe yazarlarıyla mutlaka görüşüp gerektiğinde teşekkür ediyor, gerektiğinde ise görüşlerimizi anlatıyorduk. Aynı durum muhabir arkadaşlarımız için de geçerliydi. Bir süredir bunu yapmaya fırsat bulamadık. Umarız en kısa zamanda oturup konuşma fırsatını yakalarız.

PARTİLİ ARKADAŞLARIMIZIN İSTEĞİ

Bu bağlamda, partili arkadaşlarımızın desteğinden de bahsetmek istiyorum… Türkiye’nin dört bir yanından partililerimiz, gece – gündüz demeden arıyor, moral veriyor, ‘’Yanınızdayız’’ diyor. Bu telefonlara yetişmeye çalışıyorum. Kimi zaman ise toplantıda olduğum için açamıyorum. Toplantıda olduğum zamanlar, partideki görevli arkadaşlarımız arayanların isimlerini ve telefon numaralarını not alarak bana iletiyor. Fırsat buldukça arayıp konuşuyorum. Maillerime ise yukarıda da dediğim gibi cevap yazmaya çalışıyorum. ‘’Olağanüstü’’ bir kurultay süreci sonrası, mesaj yazan, faks çeken mail atan partililerimiz “CHP’nin birlik bütünlük içinde kalması ve iktidar yürüyüşümüzün devam etmesi’’ yönünde görüşlerini bildiriyor.

Bu sütundan bir kez daha söylemek istiyorum:

PARTİMİZİN ÖZGÜR ÜYELERİ, ÖZGÜR İRADESİYLE TERCİH YAPTI

Partimiz CHP’nin iktidar yürüyüşünde iki buçuk yılı aşkın bir süre İstanbul İl Başkanı olarak görev yaptım. Bu süre içinde delegelerimizin oylarıyla iki kez seçildim. İki dönem üst üste İstanbul İl Başkanlığı koltuğuna oturdum. Parti içi çekişmeyi en aza indirdik, parti içi barışı sağladık. Seçim ve kongre süreçlerinde parti bütünlüğünü oluşturduk. İl Yönetim Kurulu Üyesi, İlçe Başkanı, İlçe Yöneticisi, Üye ve Delege olarak görev yapan arkadaşlarımız, hür iradeleriyle tercihlerini kullandı. Enerjimizi parti içine değil, iktidara karşı harcadık. Çünkü; Türkiye’nin bizden ‘’sosyal demokrat bir iktidar beklediği’’ni biliyorduk. Bu beklenti, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanımız olmasıyla birlikte daha da arttı. Kurultayımıza gösterilen ilgi bunun en somut kanıtıdır. Denilebilir ki; CHP bir kez daha küllerinden doğdu ve iktidar yürüyüşünü hızlandırdı. CHP iktidara bir adım daha yaklaştı.

OLAĞAN DEĞİL, 'OLAĞANÜSTÜ' GÜNLER YAŞADIK

Yukarıda da dediğim gibi, partimiz CHP kağıt üzerinde ‘’olağan’’ olan ama aslında ‘’olağanüstü’’ bir kongre süreci yaşadı. CHP eski Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın kasetli komplo sonucu görevi bırakmak zorunda kalması, tamamı bir haftaya sığan olağanüstü gelişmeler yaşamamıza neden oldu. Bu süreç içinde herkesin şahit olduğu bazı gelişmelere tanıklık ettik. Kimi zaman ortaya çıkan manzaralar farklı algılanmış olsa da sonuçta hepimiz partimizin geleceği için adım attık. Ve kongre sürecini birlik – beraberlik – bütünlük içinde tamamladık. Bunun böyle olması gerektiği açıktı. Çünkü; ‘’parti içi kavga’’ görüntüsü vermenin bizi iktidardan uzaklaştıracağının farkındayız. Bu bağlamda, CHP’de parti içi kavga çıkmasını bekleyenler boşuna hayal kurmasın… Parti içi kavgaların geçmişte nelere mal olduğunu unutmadık. Biz; enerjimizi parti içine değil, iktidarı değiştirmeye harcayacağız.

HEDEFİMİZ HİÇ DEĞİŞMEDİ

Tabii ki; bu süreçte her konuda aynı düşünmemiz beklenemez. Tabii ki; tornadan çıkmış insanlar topluluğu değiliz. Aklımızla, vicdanımızla, duygularımızla hareket ediyoruz. Partimizi iktidar, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘’Başbakan’’ yapmak istiyoruz. Sosyal demokrat bir partinin üyesi, taraftarı, yöneticileriyiz. Hayata, özgür irademizle bakıyor, geleceği şekillendirmeye çalışıyoruz. Sosyal demokrat her partide yaşanacak tartışmalar da bu yüzden ‘’sürecin doğal bir parçası’’ sayılmalıdır. Bu süreç, ‘’birlik – eleştiri – birlik’’ ilkesi çerçevesinde yaşanmıştır. Kongre sürecinde yaşanan tartışmalar bu yüzden geride kalmış, süreç bize ‘’Önünüze bakın, geleceği kurun, CHP’yi iktidar yapın’’ mesajını vermiştir. Bu mesajı doğru okuyamayan, kişisel ihtiraslarını ülkesinin ve partisinin geleceğinden üstün tutanlar tarihsel sorumluluktan kurtulamaz. Konjonktür CHP’nin ‘’tek başına’’ iktidar olması için uygundur. Kimi köşe yazarlarının ısıtıp ısıtıp önümüze sürmeye çalıştığı gibi herhangi bir partiyle ‘‘koalisyon’’ değil, ‘’tek başına iktidar’’ istiyoruz. İktidara gelebilmenin yolunun ise birlik – beraberlikten geçtiğini biliyoruz.

GERÇEKLER ZAMANLA ANLAŞILACAK

Bazı basın yayın organlarında yer alan kimi iddialar, bu yüzden daha mürekkebi kurumadan geçerliliğini yitiriyor. Şahsımızın ilçe başkanlarıyla bir ‘çekişme’ yaşadığına ilişkin haberler gerçekçi olmadığı gibi kimi zaman ‘’hayal’’ ve ‘’temenni’’nin ötesine de geçemiyor. Sütun arkadaşım, www.gercekgundem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş, cuma günü kaleme aldığı yazısında bu meseleyi en net şekliyle özetlemiş. ‘’CHP’li 34 başkanın ismi yok mu?’’ başlıklı yazıda, öne sürülen iddialardaki mantık hataları herkesin anlayabileceği şekilde özetlenmiş. Bu bağlamda, bizim ve il yönetim kurulundaki emektar arkadaşlarımın ilçe başkanlarıyla bir çekişme içinde gösterilmesinin hepimize haksızlık olduğunu düşünüyorum. Umarım, bu yanlış anlamalar da bir süre sonra ortadan kalkar ve ‘’kimseyle husumetimizin olmadığı’’nı medya da sayfalarına yansıtır.

Geride bıraktığımız süreçte şunu bir kez daha gördük:

İSTANBUL'U YÖNETECEK GÜCÜMÜZ VAR

İstanbul gibi büyük bir kentte yaşayan partili kadrolarımız, bir an önce ‘’çözüm üreten’’ politikalarla halkın karşısına çıkmamızı istiyor. Halkımızın beklentisi de bu yönde… Bu çağrı en kısa sürede karşılığını bulacaktır. En kısa zamanda yeniden yola koyulacağımızı söylemek ve ağız dolusu bir şekilde “İktidarı istiyoruz” dememiz gerekiyor. AKP iktidarda kaldığı sürece, yaratılan tahribatı gidermek imkansız hale gelecektir. Her geçen gün, Türkiye’nin geleceğinden çalınıyor.

3. KÖPRÜ'YE İZİN VERMEYECEĞİZ

Bakın; önümüzde en yakın tehlike olarak, 3. Köprü’nün inşası fikri duruyor. AKP’nin tamamen ranta dayalı politikalarından biri olan “3. Köprü” tam bir çevre felaketi yaratacak. Bu yüzden, kurultay sürecinde yaşanan tartışmanın uzamasının İstanbul’a yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu biliyoruz. İstanbul her geçen gün devasa sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Biliyoruz ki; bu sorunları ancak ve ancak CHP çözer. AKP her anlamıyla iflas etmiştir. İsrail – Filistin sorunu bu yüzden bir iç politika malzemesi olarak istismar edilmekte ve halkımızın duyguları sömürülmektedir. Çözümsüz AKP, çözümü halkımızı oyalamakta bulmaktadır. AKP’nin halkımıza söyleyebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Umut CHP’de ve onun kadrolarındadır… İstanbul’u yeniden ayağa kaldıracak güç de CHP’dedir. Geride bıraktığımız yıllarda yaptığımız üç sempozyum ile sempozyumda ortaya konan çözüm yolları, İstanbul’u yönetme gücümüz ve kapasitemizin olduğunun en somut kanıtı olarak önümüzde duruyor. Yeter ki biz iktidarı isteyelim. Yeter ki biz sorunları çözebileceğimize halkımızı inandıralım. Gerisi zaten kendiliğinden gelecektir…

Unutmayalım ve aklımızdan çıkarmayalım; Türkiye bizden iktidar olmamızı istiyor.

Kommentar schreiben

Kommentare: 0
Bookmark and Share

Sanal Kütüphane

Anitkabir Sanal Gezisi

Haftanin siiri

Göründü memleketin iç yüzü,çöktüyse temel.
Simdilik harice karsi yüzümüz olsa dahi
Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdâdimizin.
Tükürür zannederim çehremize, vatanin tarihi.

 

Neyzen Tevfik

1943